Kalbim ve ruhum huzura ulaşıyor.
Mutluluğa kavuşuyor bedenim.
Hiç bitmesin istiyorum bu huzur dolu dakikaların,
sonu gelmesin istiyorum.
Uyanınca mavi düşlerden
gerçeklerin katılığına takılıyor gözlerim,
bakıyorum bahar uzakta daha, l
eylakların açmasına çok var,
sancılı her mevsim sonrasında yeşerecek dalları vardır ağaçların.
Bu bahar hangi dalım kurumuş,
hangisi yeşil anlayacağım.
Hiç yeşermezsem bilki kurumuşum artık gölgemde olmayacak...
Yine de uzaklar hep bir sevda ritmi taşıyor yüreğime,
bir aşk masalı, bir rüya iklimi taşıyor.
Bir leylak mevsimi, bir huzur kokusu, bir gönül iklimi taşıyor…
Göklerin yanağından süzülen bir damla gözyaşıyım ben,
gözleri buğulu bir sevda yolcusu,
oysa hiç bir liman almıyor beni,
hiç bir gemi tanımıyor, hiç bir insan anlamıyor.
Uzaklar, içimde tanımadığım iklimlere akıp giden
derin bir ırmaktır artık.
Her akşam hüznünü kuşanır gözlerim, sığınır uzaklara…
Ben ki, hep uzak yolculuklara yüklerim sevda düşlerimi,
hep yarınlara ertelerim.
Yarınların ne getireceğini bilmeden...
Yokum artık yokumsayın, boşuna aramayın beni,
dalgalı bir denizde kırık bir tekneyim şimdi.
Bir sevdam kaldı ardımdan,
bir de ayak izlerim sokaklarda…
Ben, ben ki, varılmayan uzak mavi yolculukların yolcusu…
Maviydi hayat rengim...
Sensiz geçirdiğim senli günlerde
uçuk mavileri rafa kaldırdım
mavi yelpazemden...
Gri lacivert arası gidip gelmelerde günler...
Belki de sonbahar renklerini seçerim kendime artık...
Huzurun anlamı kalmadı nasılsa...
Hüznün tonuysa griyi çoktan aştı...