Sonsuz hasret ateşiydim ben her gece kapında yanan.
Sen bile söndüremezdin beni.
Çünkü hasretim sen varken bile dinmeyenlerdendi.
Kolaydı sevmeler, ben imkansızı seçtim,
Ne kadar yakınsan bir o kadarda uzaktın bana.
Elini tutsam tutabilirdim, ama bir o kadar da ulaşılmazdın.
Kaçanlardan değildim ben kaçmadım.
Ne zaman vazgeçmeye kalksam,
yüreğim o kocaman hayaliyle dikildi karşıma.
Ben yüreğimin sesini dinledim.
Ve yüreğim aslında sendin.
Her sözcüğü denedim seni anlatmak için.
Her sözcüğün üzerinde durup bin kere düşündüm.
Ya onlar anlatamadı seni ya sen onlara yetmedin.
Ben ki konuşmayı bu kadar seven,
böylesine laf cambaz, bir tek seni tarif edemedim.
Sözcükler yetmedi sana.
Sözcükler yetmedi ya, renklere sarıldım ben de.
Bir tek mavi anlattı seni.
Maviye yakışan yanlız sendin.
Ne kendimi saklamadım nede sözlerimi.
Duygularım içtendi.
Seni kendimi sever gibi sevdim.
Tutkuyla bağlandım sana ama sevdam senin tutsağın değildi.
Ben özgürlüğüme düşkündüm ve özgürlüğüm de sendin.
Kalamış ta aldığım tatlı huzurdun.
Çamlıca yolunda koluma takıp yürüdüğüm sendin
Heybeli'yi aydınlatan mehtap,
adalardan gelen yar sendin.
Sen şarkıların tadıydın, ben her şarkıda seni dinledim.
Dinle ey yar;
sana bağımlı olmadan büyüttüm ben bu sevdayı içimde.
Sen olsanda büyümeye devam edecek olmasan da
Sevmişim bir kere seni kurtuluşum yok.
Seni özlemeyi en çok ben bilirim.
Hiç yakınmadan seni özlemekten.
Üstelik kavuşmama ihtimali işlenmemiş
soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken.
Sana dokunamamak yüreğimi böylesine acıtırken.
Yine de bil ey yar
bil ki ben yüreğimi kanatan bu acıya inat
dokunmadan tenine saatlerce sevişebilirim seninle.
alıntı